Benim için 2012 yılı farklı bir dönemecin içerisinde girdiğim bir yoldu.2011'in Aralık ayında askere gittim.İlk durak Manisa - Alaşehir idi.Orada 17 gün tuhaf gün geçirdikten sonra 29 Aralık'ta Ankara'ya ikinci ve asıl etap için geldim.Kuzenim Emre'de iki gün kaldık ailemle, arkasından 31 Aralık 2011 gecesi Ankara'daki Lojistik Komutanlığında buldum kendimi.Kısacası yıl başında ne olacağımı hiç bilmediğim,Manisa'daki iyi arkadaşlarımdan ayrı düştüğüm endişe verici bir gündü ve o gün 2012'ye girdim.Gerçi neler olduğunu pek algılayamasam da kocaman,karanlık bir koğuşta tanımadığım 26 kişinin bulunduğu bir yerde girmiştim yeni yıla.İşin komik tarafı şu anda bu satırları yazarken geçtiğim yıl bu saatlerde şimdi anlatığım her şeyi bir bir yaşıyordum.Bir yıl önce bu anlarda karanlık bir koğuşta bilinmez bir halde dururken şimdi ise Samsun'da evimde oturup bir yandan Tv'deki Leyla ile Mecnun'un karşısına geçmiş yazı yazıyorum.Beni tebessüm ettiren şey de bu zaten.Zaman kavramına neden bu kadar değer vermediğimin bir göstergesi olsun bu paragraf.
Askerlik bunalttı yordu derken,17 Mayıs'ta beklenen gün geldi ve Samsun'a döndüm.Geldikten sonra da pek parlak geçmedi günler.Sıkıcı,işsiz, geleceği net göremeyen salınımlarla...2011 deki Kpss puanım iyi olduğu için bu yılki sınavı formalite gördüğümden pek önemsemediğimden aylaklık yaparak temmuzu bulduk.Arkasından İstanbul'da geçen iki hafta.Sonrası yine aynı.Ağustos sonu 10 günlük Ayvalık ziyareti derken Eylül ayında atamalarla ilgili keskin bir viraj geldi önüme.Yorucu tercih süreci sonunda Rize'ye atandım.Artık kadrolu bir Fen ve Teknoloji Öğretmeni olarak iş hayatına adım attım.Neden bilmem atama için insanlar peri masalı gibi davranırken ben Rize'ye gidince bir türlü o sevinç patlamasını yaşayamadım.Bir türlü kendi işimi yapıyor ve maddi özgürlüğe kavuşmuş olmama karşın bunu bir türlü hissedemiyordum.Sebebini çok merak etmekle beraber; yaklaşık 1-2 yıldır süregelen kötü geçen yaşanımların beni duyargasını kaybetmiş birisine dönüştürmesi var ya o da ayrı bir yazı konusu.Kısaca Eylül 11'den beri öğretmenlik yapan birisi oldum.Oysa ne uğraşmıştım bunun için; elde edince sanki varlığı yokluğu tarafından silinmiş gibiydi.Bu arada öğretmenlikte zor meslekmiş onu da söyleyeyim.Rize'deki yaşamım da pek hoşlandığım gibi değil.Gerek okulda gerek evde gerekse dışarıda epey yalnız kaldım.Zira enteresan insanlarla karşılaştım ve fena halde yalnız kaldım.Çok sıkıldığımı söylemem şart kanımca.Kazandığım para bile fazla olumlu bir ambiyans yaratmıyor maalesef.
Lafı fazla uzatmadan koca bir yılı iki paragrafa sığdırmış oldum.Zira parçalar çokça homojen ve sayıca azdılar.Pek de işe yaramazlar.Arkamı dönüp baktığımda eksilerin artılara fark attığı boş/boktan bir yılı geride bıraktım.Üstelik buna 24 Kasım'da dedemin vefatını da ekleyince 2012 yılı bitmesini çok istediğim rezil bir yıl olarak yerine yerleşmiş oldu.Şimdi ise Samsun'daki evimde bunları yazıyorum bakalım seneye nerede nasıl bir mod içinde neler yazarım hiç bilmiyorum.İstediğim ise yaramaz 2012'den uzakta daha huzurlu bir zaman dilimine dahil olabilmek.Şairin söylediği gibi bu yıl da ölmedim anne.
Yeni yıl şarkımız Cem Adrian'dan gelsin.Öyle kopmalı eller havayalı şeylerden pek hazzetmem.Böylesi daha anlamlı ve özel.
Bu da uzun zamandır hayalini kurduğum ajanda ve yayınlanmasını beklediğim albüm.Bu yılbaşı kendime bunları aldım.Beklemenin tadı daha bir başka oluyor.
Adet yerini bulsun; herkese huzurlu,barış içinde kıymetli anlarla sarılı bir yıl dilemekteyim.

