Sizin alınız al inandım / Morunuz mor inandım / Tanrınız büyük amenna / Şiiriniz adam akıllı şiir / Dumanı da caba / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız.
28 Ocak 2011 Cuma
Sonunda
Çelişkileri çözmek her zaman faydalıdır hayatta.Ben en azından 2 aydır beynime prangalı düşünceler çelişkisinden bu hafta kurtuldum.Bir daha da geriye dönüp bakmak istemiyorum.İskender' in kitabında şöyle bir cümle vardı." Sana bir avuç tuz yedirsem sabaha kadar tuzu değil suyu düşünürsün." Benim hayatımda hep bu sürüncemeye yapışmış bir halde gidiyor ama artık gitmeyecek.Gölgelerin gücü adına güç bende artık lann
8 Ocak 2011 Cumartesi
Soğuk bir günden elimizde kalanlar
Bugünün en güzel ve anlamlı zamanlarını Kızılay'da Hilal ile geçirdim.Gerçi onu 20 dk Güvenpark'ta beklemekte olmasaydı daha bir güzel olurdu sanki.Aklıma onu beklerken aynı yerde 2 yıl önceki bekleyişlerim geldi.Zaman ne kadar çabuk akıyor ve biz her an devasa bir değişim/dönüşüm içerisindeyiz bunu çok daha net gözlemledim.Akşam soğuğu gerçekten dillere destan burada, bunu Hilal' e şaka yollu da olsa söyledim.Onunla bir süredir görüşemedik ve bu sefer ki buluşmamız tamamen benim akıl yürütmelerim sayesinde gerçekleşti.Tabi yürütüşler bazen elimde öyle bir patlıyor ki sormayın gitsin.
Birlikte Leman Kültür' e gittik.Sağlam birer yemek yedik orada.Yalnız benim yediğim bifteğin içinde mantar vardı.Zaten mantarı hiç sevmem ama bozuntuya vermeden yedim ve bir kez daha anladım ki biber ve mantar benim evimdeki mutfağa asla giremeyecek ikili olarak kalmaya devam edecekler.Yemeğin ardından biraz daha turladık ancak dışarıda müthiş bir soğuk vardı. Hilal : " Ankara'yı kış mevsiminde daha çok seviyorum." ,Bende:"Şu Kızılay'da bir kar olsaydı çok daha güzel olurdu." dedim ve ikimizde birbirine paralel cümleler kurduk.Burada önemli olan ikimizinde Ankara ve kış mevsimi için düşündüklerimizin benzer şeyler olmasıydı.Bu konuda birçok insanla anlaşamadığım için Hilal ' in bu çıkışı oldukça hoşuma gitti.Yalnız değilim bu konuda.O var en azından .
Birlikte gezerken Ankara' nın bendeki o naifliğini birlikte daha da bir güzel yaşadık.Ben bu şehri seviyorum nedendir bilinmez.Bu akşam iyi ki Hilal vardı.Buradan bir şekilde ona teşekkür ediyorum.Aksi takdirde bu akşam zor geçecekti bir de geçen haftadan tasarladıklarımı düşününce...
Birlikte Leman Kültür' e gittik.Sağlam birer yemek yedik orada.Yalnız benim yediğim bifteğin içinde mantar vardı.Zaten mantarı hiç sevmem ama bozuntuya vermeden yedim ve bir kez daha anladım ki biber ve mantar benim evimdeki mutfağa asla giremeyecek ikili olarak kalmaya devam edecekler.Yemeğin ardından biraz daha turladık ancak dışarıda müthiş bir soğuk vardı. Hilal : " Ankara'yı kış mevsiminde daha çok seviyorum." ,Bende:"Şu Kızılay'da bir kar olsaydı çok daha güzel olurdu." dedim ve ikimizde birbirine paralel cümleler kurduk.Burada önemli olan ikimizinde Ankara ve kış mevsimi için düşündüklerimizin benzer şeyler olmasıydı.Bu konuda birçok insanla anlaşamadığım için Hilal ' in bu çıkışı oldukça hoşuma gitti.Yalnız değilim bu konuda.O var en azından .
Birlikte gezerken Ankara' nın bendeki o naifliğini birlikte daha da bir güzel yaşadık.Ben bu şehri seviyorum nedendir bilinmez.Bu akşam iyi ki Hilal vardı.Buradan bir şekilde ona teşekkür ediyorum.Aksi takdirde bu akşam zor geçecekti bir de geçen haftadan tasarladıklarımı düşününce...
7 Ocak 2011 Cuma
Ankara'dan Sesler
An itibari ile Ankara'dan seslenmekteyim.Bu şehri ne kadar sevdiğimi herkese söylerim; ancak zevksiz olduğum şeklinde bir karşı cevap verilir.Bazen bende anlamıyorum, demek ki Ankara düzeniyle, işleyişiyle benim gibi ruhu matematiksel işlemlerle formülize edilen bir insan için ideal bir kent.Buranın soğuğu bile güzel=)İnsanı uykudan uyandırıyor.Gerçi 7 saatlik yolculukta 1 saat ancak uyuyabildim fakat ne gözlerim kanlandı ne de yorgun hissediyorum kendimi.Son derece zindeyim.
Bugün için son derece kurgusal planlarım var.Birazdan onları gerçekleştirmek için harekete geçeceğim.Nedendir bunları yazarken olumlu hisslerle yazıyorum ama inşallah aksi bir şeyler yaşanmaz.Bu kenti seviyorum ve buraya klasik koşullanma yoluyla oluşabilecek her duruma karşı kararlılıkla savaşmaya hazırım, hiç olmadığı kadar.Güzel bir Kızılay turu iyi gelecek hepimize.Neyse hayat çok kısa.Beklekmemek lazım,Bu kadar yeter. Haksız mıyım ?
Bugün için son derece kurgusal planlarım var.Birazdan onları gerçekleştirmek için harekete geçeceğim.Nedendir bunları yazarken olumlu hisslerle yazıyorum ama inşallah aksi bir şeyler yaşanmaz.Bu kenti seviyorum ve buraya klasik koşullanma yoluyla oluşabilecek her duruma karşı kararlılıkla savaşmaya hazırım, hiç olmadığı kadar.Güzel bir Kızılay turu iyi gelecek hepimize.Neyse hayat çok kısa.Beklekmemek lazım,Bu kadar yeter. Haksız mıyım ?
3 Ocak 2011 Pazartesi
İnsan Sevdiği Şarkılar Kadardır(*)
Aşk söküklerini diken bir terzi gibidir kimi şarkılar: Kah çılgınlığı dizginler, kah çıldırtır, kah çılgınlığın tezahürüdür. Bazen hep' lerde buluşur marş olur ; bazen de hiç'e bulanır ağıt olur.Şarkılar yaklaştı mı kaçmayacaksın .Bırak kuşlar terk edip gitsin; bırak , gökyüzünün lağım şebekesi çöksün; ıssız adaya düşen hristiyan yanına üç şey olarak baba, oğul ve kutsal ruhunu alsın; sen önce yüreğini,sonra aklını bir de varoluş nedenini al.Gerisi şarkılara kalsın....// Medusa'nın Makası ( sf130)
1 Ocak 2011 Cumartesi
Geri Adım
Bana genel olarak Yılbaşı- Noel- Chistmas kavramlarını somut olarak çok anlam yüklemez.Yüklese yüklese Hristiyanların kırmızı kukuleta, kar , kış motifleri benim melankolizmimde arada fark ettiğim konulardır.İçimide ısıtır hani.Saat 12'yi vurana değin geriye saymakta pek tatmin etmiyor.Zaten bu akşam bizimkiler geldi ve acayip durağan bir akşam geçirdik.Sıradan bir gece aslına bakarsak.Aklıma bundan iki yıl önce geçirdiğim yılbaşı geceleri geldi.O zamanlar arkadaşlarım vardı ve evde oturmayan tiplerdik.Neler yapardık neler!!.(Fren)Şimdi ne o arkadaşlar ne ben aynıyız ve çok farklı konumlardayız.Buna karşı konulmaz devinim deyip sıyrılmak istiyorum, yinede bir ara aklıma geldi bu geçmiş deneyimler.Olsun en azından yaşamış olmanın verdiği iyelik bile öyle yabana atılacak kadar basit değil.
Yazıya başlamadan önce Sevgili Yekta Kopan'ın blogunu okudum.O da kendi açısından kısa bir şekilde 2010'u değerlendirmiş.Bende buna benzer bir yolculuk yapsam mı diye düşünürken eşsiz ve bir o kadar da çöplük zihnimi hafiften dut ağacı gibi sallamaya çalıştım.Genel olarak güzel geçen bir yıl olmadığı başlığı altında; hayal kırıklıkları, yalnızlıklar, çaresizlikler, arada güzel haberler v.s. Genel toplama vurduğumda negatif yanının daha bir ağır bastığı gerçek.Çok ilginç kopmalarda yaşadım, katıla katıla güldüğüm güzel paylaşımlarla zamanı da ördüm.
İçlerinden öne çıkan en çarpıcı örnek ise Dedemin vefat edişiydi.Bundan bir yıl önce çok hasta olduğunu iyi hatırlıyorum.Bilinç düzeyinde yaşadığım ilk kaybettiğim kişiydi.Üstelik üzerimde somut olarak ifade edemeyeceğim emekleri olan birisi olarak, gözlerimin önünde erimesi sanırım takvimlerden ayrılan 2010'da benim için en büyük kayıptı.Onun ardından yazdığım bir yazıda da bu süreci kendimce anlatmıştım.Dedim ya yakın geçmişe bir projeksiyon tutacak olsam ortaya çıkacak en gerçekçi tespit onun gidişi olurdu herhalde.Elbette başka iyi/kötü edimlerim oldu.Hiçbirini yok saymak olmaz.Bence yazmaya değer bunlar.Neyse yaşamaya devam edeceğiz elimizden geldiğince bu köhne geminin içinde.Umut tükenecek kadar tüketilemedi daha.
Yazıya başlamadan önce Sevgili Yekta Kopan'ın blogunu okudum.O da kendi açısından kısa bir şekilde 2010'u değerlendirmiş.Bende buna benzer bir yolculuk yapsam mı diye düşünürken eşsiz ve bir o kadar da çöplük zihnimi hafiften dut ağacı gibi sallamaya çalıştım.Genel olarak güzel geçen bir yıl olmadığı başlığı altında; hayal kırıklıkları, yalnızlıklar, çaresizlikler, arada güzel haberler v.s. Genel toplama vurduğumda negatif yanının daha bir ağır bastığı gerçek.Çok ilginç kopmalarda yaşadım, katıla katıla güldüğüm güzel paylaşımlarla zamanı da ördüm.
İçlerinden öne çıkan en çarpıcı örnek ise Dedemin vefat edişiydi.Bundan bir yıl önce çok hasta olduğunu iyi hatırlıyorum.Bilinç düzeyinde yaşadığım ilk kaybettiğim kişiydi.Üstelik üzerimde somut olarak ifade edemeyeceğim emekleri olan birisi olarak, gözlerimin önünde erimesi sanırım takvimlerden ayrılan 2010'da benim için en büyük kayıptı.Onun ardından yazdığım bir yazıda da bu süreci kendimce anlatmıştım.Dedim ya yakın geçmişe bir projeksiyon tutacak olsam ortaya çıkacak en gerçekçi tespit onun gidişi olurdu herhalde.Elbette başka iyi/kötü edimlerim oldu.Hiçbirini yok saymak olmaz.Bence yazmaya değer bunlar.Neyse yaşamaya devam edeceğiz elimizden geldiğince bu köhne geminin içinde.Umut tükenecek kadar tüketilemedi daha.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)