Sizin alınız al inandım / Morunuz mor inandım / Tanrınız büyük amenna / Şiiriniz adam akıllı şiir / Dumanı da caba / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız.
31 Ekim 2011 Pazartesi
Her Şey Normal
Anormalliklerin normalleşmesiyle içinden çıkılamaz absürd yaşamlar içinde boğulmaktayız.Bakalım ne kadar böyle sürecek.Bir de Melis iyi ki var.Onun sesi bir tür meditasyon sanki.Sevgiler.
24 Ekim 2011 Pazartesi
Depremler Oluyor Beynimde
Öyle garip ülkede yaşıyoruz ki ; insan denen varlığın yaşam değerinin bu kadar ayaklar altına alınıyor oluşu can sıkmaktan öteye geçip,tarihsel sorgulamalar yapmamıza neden olmakta.Öyle ucuz bir ülke ki burası: Asker ölmezse Kürt Sorunu gündeme gelmez,trafik kazası olmadan üst geçit yapılmaz,madenci mahsur kalmadan önlem alınmaz,deprem olup insanlar enkaz altına düşmedikçe ne fay hatları hatırlanır ne depreme dayanıklı binaların konumuyla afet eylem planları tartışmaya açılır.Nerede bir felaket olacak;ancak o zaman insanın da bir hayatı olduğu akla gelecek.Üstelik olaylara verilen reaksiyonlara bir bakınca rasyonel bir eylem pratiğinden ne kadar da yoksun olduğumuz gün yüzüne çıkıyor.Halkın büyük çoğunluğu hisleriyle aklı arasındaki teraziyi mütemadiyen hisleri yönüne kaydırmakta.Panik anı,duyguların extrem noktaları arasındaki dalgalanmalar yapması gerekli birçok şeye ket vuruyor.Gelişmiş ülkelerdeki planlama/uygulama mekanizmasının,önlem alma odaklı sistemlerin hiç mi akla gelmeyişinin nedenleri üzerinde düşünülmez.Ben bu seyrin halkın kader,olacak,vade gibi tanımlamaları sonucu oluşan ihmalleriyle,dünya ölçeği arasındaki uçurumlarına bağlıyorum.Zira yapı farkı olan alanlar arasındaki boşluk insanları bu türden davranmaya itiyor.Elmalar üzerinden armut tanımlamak gibi ..
Ölüm denen fenomen,insanı hayata bağlar.Her ne kadar kayıp gibi ise de aksi yönünde hayatta kalma açısından derin deneyimler barındırır.Buna biraz da hayatın diyalektiği diyebiliriz.İnsan hayatının ölüm karşısında bu kadar eli kolu bağlanmış oluşuna atfedilen anlam ancak doğu ülkelerinde oluyor.Doğu'nun batısında mıyız / batının doğusunda mıyız ? Odaklanacak temel sorun bu olsa gerek.Zira her eylemde bu çelişkinin yarattığı felç bu ülkede son derece derinlere kök salmış halde.
Ölüm denen fenomen,insanı hayata bağlar.Her ne kadar kayıp gibi ise de aksi yönünde hayatta kalma açısından derin deneyimler barındırır.Buna biraz da hayatın diyalektiği diyebiliriz.İnsan hayatının ölüm karşısında bu kadar eli kolu bağlanmış oluşuna atfedilen anlam ancak doğu ülkelerinde oluyor.Doğu'nun batısında mıyız / batının doğusunda mıyız ? Odaklanacak temel sorun bu olsa gerek.Zira her eylemde bu çelişkinin yarattığı felç bu ülkede son derece derinlere kök salmış halde.
23 Ekim 2011 Pazar
Cabbar'ın Hayata Dönüşü
Bizim evde bir hamster var.Daha doğrusu gonzales.Hamster daha büyük oluyormuş bunlar daha minik.Adı Cabbar.Gayet sevimli bir şey.Uzunca bir süredir günlerini/gecelerini kafesinde uyuyarak geçirmekteydi.Talaşlardan yaptığı yuvasında bütün gün uyuyarak,esneyerek vakit geçiriyordu.Hatta o uyurken kafese tıklattığımda gözlerini bile açmakta epey zorlanıyordu.Birkaç gündür onu havuç,marul,fındık,fıstık,çekirdek ve meyve ile besliyorum.Neden bilmem kafesin içinde uyumaktan başka bir şey yapmayan Cabbar; iki gündür az uyuyor,çarkında deli gibi dönüyor,kafesin tellerine tırmanıyor.Yerinde durmuyor neredeyse.Hatta gece saat 3' de kalktım onun çarkta dönmesiyle oluşan sese.Kısaca bizim ki epey toparladı,eski günlerine dönmeye başladı.Yedikleri yaradı galiba.
Acaba bende mi beslensem bu yemek mönüsüyle.Zira benimde hayatım onun ki kadar sıkıcı ve bezginleştirici.Hayata bağ kurduracak,beni yeniden heyecanlandıracak şeylerden neden bu kadar uzaktayım çözemediğim bir soru ama artık bir direniş başlatmanın zamanı geldi de geçiyor hani.Bir Ankara yapmalı.
Acaba bende mi beslensem bu yemek mönüsüyle.Zira benimde hayatım onun ki kadar sıkıcı ve bezginleştirici.Hayata bağ kurduracak,beni yeniden heyecanlandıracak şeylerden neden bu kadar uzaktayım çözemediğim bir soru ama artık bir direniş başlatmanın zamanı geldi de geçiyor hani.Bir Ankara yapmalı.
22 Ekim 2011 Cumartesi
Gündeme Özel
Dünyayı yağlamak lazım, paslandı düzgün dönmüyor.Aya gidip bakmak lazım, buradan bir şey görünmüyor.
16 Ekim 2011 Pazar
Retro 2
Ben bazı şarkılara bir tarih yüklerim.Bazen de düşünürüm.Bu kadar yükü taşırlar mı diye.Sanırım taşıyorlar.Bu şarkıyı duyunca aklıma üniversite 3. sınıf, durmadan yağan yağmurlar, uzun saçlarım, yeni evimiz,arkadaşlarım, o zamanlar ki Samsun ve eski ben gelirim.Bu da böyle devam eder gider işte.Feridun 'a büyük saygılarla .
11 Ekim 2011 Salı
Mektupsuz Adressiz (**)
Söyledim ya, deli değilim.Kendime özel bir dünya kurdum sonunda.Hepsi bu.Ama nefret ettiler benden.Aşağıladılar, küçük gördüler.Parmaklarıyla birbirlerine gösterdiler sokakta.Çocuklar takıldı peşime.Üstüme taş attılar.Arkamdan bağırdılar.Öyle acıyorum ki onlara.Ben çok iyi biliyorum onların dünyasını.Ya onların haberi var mı benim dünyamdan ? Girebilirler mi ucundan bucağından bu dünyaya çok zor...
** Feridun Düzağaç'ın bir şarkısında geçer .
*** Bir arkadaşım facebook durumuna yazmıştı birkaç gün önce.Tekrar bulup okudum ve paylaşmak istedim burada.Gerçi kime ait olduğunu söylemedi ; ama yazarı ve pasajın devamını merak etmiyor değilim .
** Feridun Düzağaç'ın bir şarkısında geçer .
*** Bir arkadaşım facebook durumuna yazmıştı birkaç gün önce.Tekrar bulup okudum ve paylaşmak istedim burada.Gerçi kime ait olduğunu söylemedi ; ama yazarı ve pasajın devamını merak etmiyor değilim .
10 Ekim 2011 Pazartesi
9 Ekim 2011 Pazar
Bu Bir Rüyaydı Farz Et
Bu topraklarda rüya görmek; gelecekten haber almak, olacakları planlamak türünden anlamlara çıkarılır.Hatta birisine "bir rüya gördüm geçende" der demez; daha rüyayı anlatmaya başlamadan karşı taraf lafı ağzınıza tıkayıp "Hayrolsun inşallah " diye karşılık verir.Ondan dolayı rüya tabiri bu türden yerlerde bir meslek olarak ifa ediliyor.
Her ne kadar "Bu tür şeylere itibar etmiyoruz biz" diyenlere de bakmayın.Onlarda çok müptelası bu işin.
Gelin görün ki; Psikoloji alanında bu konu hakkında özel çalışmalar yapılagelir onlarca yıl.Freud, bu konuya fazla kafa patlatmış bir bilim insanı.O , insanların bilinç,bilinç öncesi ve bilinç dışı şeklinde alanlara sahip olduğunu söyler.Bilinç, günlük hayatta farkında olarak yaptığımız ve kolaylıkla hatırladıklarımızdır.Bilinç öncesi ; tam olarak doğrudan bilince çıkmayan bir süre uğraşı gerektiren yüzeysel yaşantıları saklar.En can alıcı yer ise bilindışı dır ki ; Freud tüm davranışlarımız kökeninde bu bölümün aktif olduğu söyler.Bu alan kişiliğin çok büyük bir kısmını temsil eder.Bilinç dışında bastırılmış tüm davranışların kökenini bulabiliriz; ancak bu alana ulaşmak için özel teknikler gereklidir.Hipnoz, serbest çağrışım,rüya analizi vb tekniklerle bu alana ulaşılabiliyor.Bir bakıma kişinin gizli hazine odasına girmiş oluyorsunuz bu işlemlerle.Mesela uykusunda konuşan bir kişiye o anda konuştuklarıyla ilgili sorular sorun.Tüm bu sorulara en gerçekçi haliyle cevaplar verecektir.Yalan denen mekanizmanın işlemediği en sahici cevaplar..Üstelik cevapları veren kişi, uyandığında bu olayı asla hatırlamaz.Bu deneylerle sabitlenmiş bir olay.
Rüya denen olay da tamamen bilinçdışına itilip bastırılan duyguların rüya anlarında ortaya çıkmasıdır.Rüyaları geleceği görmek için değil, yakın zamanlarda başımıza gelen ve tam anlamıyla tanımlayamayıp veya yok etmeye çalışıp aslında yok edemediğimiz edimleri sorgulamak için gerekli bir neden olarak görebiliriz.Herkese tatlı rüyalar.
Her ne kadar "Bu tür şeylere itibar etmiyoruz biz" diyenlere de bakmayın.Onlarda çok müptelası bu işin.
Gelin görün ki; Psikoloji alanında bu konu hakkında özel çalışmalar yapılagelir onlarca yıl.Freud, bu konuya fazla kafa patlatmış bir bilim insanı.O , insanların bilinç,bilinç öncesi ve bilinç dışı şeklinde alanlara sahip olduğunu söyler.Bilinç, günlük hayatta farkında olarak yaptığımız ve kolaylıkla hatırladıklarımızdır.Bilinç öncesi ; tam olarak doğrudan bilince çıkmayan bir süre uğraşı gerektiren yüzeysel yaşantıları saklar.En can alıcı yer ise bilindışı dır ki ; Freud tüm davranışlarımız kökeninde bu bölümün aktif olduğu söyler.Bu alan kişiliğin çok büyük bir kısmını temsil eder.Bilinç dışında bastırılmış tüm davranışların kökenini bulabiliriz; ancak bu alana ulaşmak için özel teknikler gereklidir.Hipnoz, serbest çağrışım,rüya analizi vb tekniklerle bu alana ulaşılabiliyor.Bir bakıma kişinin gizli hazine odasına girmiş oluyorsunuz bu işlemlerle.Mesela uykusunda konuşan bir kişiye o anda konuştuklarıyla ilgili sorular sorun.Tüm bu sorulara en gerçekçi haliyle cevaplar verecektir.Yalan denen mekanizmanın işlemediği en sahici cevaplar..Üstelik cevapları veren kişi, uyandığında bu olayı asla hatırlamaz.Bu deneylerle sabitlenmiş bir olay.
Rüya denen olay da tamamen bilinçdışına itilip bastırılan duyguların rüya anlarında ortaya çıkmasıdır.Rüyaları geleceği görmek için değil, yakın zamanlarda başımıza gelen ve tam anlamıyla tanımlayamayıp veya yok etmeye çalışıp aslında yok edemediğimiz edimleri sorgulamak için gerekli bir neden olarak görebiliriz.Herkese tatlı rüyalar.
6 Ekim 2011 Perşembe
4 Ekim 2011 Salı
Hedef / Hayat Ekseni (1)
Bir süredir insanı hayata bağlayan,yaşamı anlamlandıran ve hayatı yaşanabilir kılan şeyler hakkında düşünüyorum.Bunun üzerine çok sayıda örnek yazılabilir.Herkesin hayatınca tanımlayacağı değişkenler vardır bu noktada.İnsan, hayatta belirli amaçları ve ulaşmak istedikleri olduğu sürece üretkenlik göstermiştir.Amacın olmadığı bir yerde yaratım/üretimden bahsetmek pek de mümkün olmayabiliyor.Üniversitedeki Fizik deneylerinde asistanın sorduğu deney hakkında sorduğu ilk soru "Bu deneyi yapmaktaki amacın nedir ?" Haklı bir soruydu ve buna yerinde cevap veremeyince nazik bir şekilde çay içmek için çıkıp deneyden kaldığımızı ifade ederdi.Ankara'dan Samsun'a döndükten sonra ivmeli bir şekilde ters giden olaylar yüzünden son derece hareketsiz bir duruma düşmüştüm.Hala da öyleyim.Günlerimi o kadar fotokopi haliyle yaşamaktayım ki aynı saatte aynı eylemleri gerçekleştirmek artık acı vermeye başlıyor.Bundaki temel neden ise iş konusundan kaynaklanıyor.Oraya fazla girmeyeyim.Hal böyle olunca bir yerlere insan zihni tutunmaya başlıyor.Ben koyu bir Beşiktaş taraftarıyım.Gün içinde o kadar elle tutulamaz işlerle karşılaştığım için Beşiktaş'ın maçı olduğunda sanki yeni bir görev başaracak mışım gibi geliyor.Komik olduğunun farkındayım.Geçende Beşiktaş'ın Ankaragücü ile maçı vardı.Ben seyretmeye gidemedim evden takip ettim.Maç berabere olduğunda o kadar canım sıkıldı ki , 20 dk sonra tv nin başına geçince Beşiktaş'ın 3-1 önde olduğunu okuyunca o kadar sevindim ki gören de takımı ben çalıştırıyorum sanacak.O geceye renk katan tek şey Beşiktaş idi.Ardından bu fikirler esmeye başladı zihnimde.Ben ne yapıyorum, bundan sonra da böyle mi olacak diye ?
İnsanın zihnini,hayatını,değerlerini mutlaka yüklediği şeylerin olması zorunlu mudur ? Bunlar olmadan insan neden eksiklik yaşar.Bunlar olmazsa insan tam halini bulamaz mı? Konu merkezinden sistem eleştirisi yapanlar da var.Bu fikirlerin kapitalist bir aksan taşıdığı ifade ediliyor.Sürekli bir üretim/tüketim sarmalında kalan insan ve özbenliğini yok etmekte olan insan.Tüm değerlerin tüketmek/verim/kazanmak/para olduğu bir alan.Şimdilik konunun bir yüzünü betimledim.Diğer yüzünü de sonraki yazıya ..
İnsanın zihnini,hayatını,değerlerini mutlaka yüklediği şeylerin olması zorunlu mudur ? Bunlar olmadan insan neden eksiklik yaşar.Bunlar olmazsa insan tam halini bulamaz mı? Konu merkezinden sistem eleştirisi yapanlar da var.Bu fikirlerin kapitalist bir aksan taşıdığı ifade ediliyor.Sürekli bir üretim/tüketim sarmalında kalan insan ve özbenliğini yok etmekte olan insan.Tüm değerlerin tüketmek/verim/kazanmak/para olduğu bir alan.Şimdilik konunun bir yüzünü betimledim.Diğer yüzünü de sonraki yazıya ..
1 Ekim 2011 Cumartesi
Doğum Günüm Sayı 24 .
Bugün benim doğum günüm.Artık 24 yaşındayım.Az önce facebook üzerinden doğum günümü kutlayan arkadaşlarıma tek tek cevaplar yazdım, teşekkürler ettim.Onlar yazmışlar, ayrı ayrı ilgilenmek gerekiyor haliyle.Öyle toptan teşekkürle olmaz.Ben doğduğum gün çok yağmur yağmış Samsun'a.Bugünde öyle oldu, geceden bu yana yağmur yağdı.Zira ben aynı kaldım dercesine.Olsun yağmuru ve kışı/sonbaharı ne kadar sevdiğimi herkes bilir.Belki de sonbaharda doğduğumdandır.Zaman itibari ile çok iyi hissetmesem de kendimi, en azından birilerinin aklına gelip de kutlamaları iyi hissetmek için bir neden oluyor.Hepsine sonsuz teşekkürler.24'e daha rahat ve bir şeyleri başarmış bir konumda girmek isterdim; ancak elimizde olmayan nedenler dolayısıyla biraz buruk bir süreç yaratıldı.Neyse en azında bu günleri görebildiğim içinde mutlu addediyorum kendimi.Doğum günüm kutlu olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
