Takvim yaprakları basitliğinde,geçişken ve bir o kadar da tatlı bir rüzgar niteliğinde olan birkaç tarih med-ceziri yapmak istiyorum.Bugün 29 Kasım'ı gösteriyor tarihler.Hiç de özel ve anlamlı bir gün değil elbette.Hafızamın unutma özelliği pek yoktur. Sinematografik bir biçemde yerli yersiz epey veri bulunmakta.Belki de beynimin bu kadar ısınması bundan olsa gerek, neyse kafa ütülemeyelim.Tarih odağına gelecek olursak ; bugün bizim okuldaki bir İngilizce öğretmeni arkadaşla vedalaştık.Kendisi askere gidecek iki hafta sonra.Sevdiğim temiz ve düzgün bir arkadaş.Bana askerlik ile ilgili birkaç soru sordu.Sorulara cevap verirken tarihin 29 Kasım olması beni amansızca bir tebessüme zorladı içimde.Şöyle ki; aklıma geçen yılın aynı günü/ günleri yaşadığım bunaltıcı,yıpratıcı depresif ve hayat kalitemin yerlerde süründüğü zamanlar geldi.Ben o dönemde gerçekten rezil ve kendimden nefret edecek bir sürecin içinde ağır şekilde sarsılarak yaşıyordum.İşsizlik,hayatımdaki derin boşluklar,gelecek kaygıları, sosyal çevrede olan biten gariplikler ...Böylesi kötü şartlar altında hiç de alışık olmadığım bir karar süreciyle son gün askere gitme kararı aldım.Neredeyse bilinç felci içinde verdiğim, analiz yeteneğimin cebren ve hile ile kuşatıldığı, benim ulaşamadığım bir zaman dilimiydi.Arkasından gelen korkular, tedirginlikler,ailemin tutumu vb. dışsal etkileri de işe kattığımızda altında ezilmemek için Herkül olmak bile yeterli değil.Sürekli sorular ve cevaplar ile o süreci erozyona uğratıp, önüme dikilen küstah koşullara inat bir çıkış yolu bulmaktı amacım.Elbette bu kadar problemin yegane çözümü askere gitmek değildi ve olamaz da asla.Farklı olan düşünemeden verdiğim ağır bir karar olarak pratiğe geçmiş oldu tüm yönlerini 6 ay boyunca yaşadığım.
O günlerden bu günlere gelip, askere gidecek arkadaşıma işin işleyişi ile ilgili kendi gözlemlerimi,yapılması halinde işine yarayacakları anlattım.Benzer verilere geçen yıl ulaşmak için kimlerden yardım almadım ki.Heyhat, geçen yıl düşünmekten uykularımı kaçıran, midemi bulandıran mevzularda bir arkadaşıma objektif bir biçimde yardımcı oluyordum.Rize'den Samsun'a sınava gittiğinde yapacaklarından,türlü türlü yaşanıma kadar.Beni durup düşünmeye sevk eden ise bazı formatlar insanın üzerinden geçip gidiyor ve biz buna yaşlanmak veya takvimlerin sayı büyütmesi diyoruz.Yaptığım kıyaslamalar içinde değişen ne diye soracak olursak vereceğim yanıt sadece bir boşluk olur zannedersem.Geçen yıl yaşadığım zorluklar bu yıl ise daha farklı bir kostüme bürünerek farklı bir rolle karşımda bulunuyor.Bu yıl ise aynı ay ve günlerde; dedemin hastalığı ve onu 24 Kasım'da kaybedişimiz, o tarihe kadar istim üzerinde gergin ve yaralayıcı bir şekilde çektiğimiz acılar,dengesiz ruh halleri var elimizde ...Değişmekte olan dört basamaklı bir sayının son basamağındaki rakamın bir değer artması.Biz buna yaşlanmak desek de değişen bir şey aslında hiç olmuyor.Askere gideceğim dönemde, dedemi kaybettiğim bu dönemde adını sürekli değiştiren bir yaşantının hayatımıza yaptığı acımasız saldırıdan başka bir şey değil.Bundan dolayı "zaman" denen kavrama çok değer vermiyorum.Bizi dar alanlarda hareketsiz bırakmak için büyük(!) insanlığın saçmalıklarından biri.Biz sadece dönüyoruz ve bu dönme eylemi içinde keyfi dilimlere adlar devşirmekteyiz.Hayali meridyen ve paraleller gibi.Oysa hayatta; dünya gibi üzerine çizilen çizgileri taşıyamayacak kadar şekilsiz ve rüküşlükler içinde çırpınıyordu.Zaman flu kalmaya mahkum,gözleri bozuk bir kiralık tetikçiden farklı değil hiçbir zaman.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Markaj Uygulayan