Sizin alınız al inandım / Morunuz mor inandım / Tanrınız büyük amenna / Şiiriniz adam akıllı şiir / Dumanı da caba / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız.
Redd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Redd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Haziran 2012 Çarşamba
Yavaş Yavaş Yavaş (*)
Hatırladığım kadarıyla 6 Haziran Dünya Çevre Günüdür.Bu türden doğa ve çevre ile ilgili günlerde neden bilmem kendimi biraz daralmış hissederim.İnsanlığın varoluşundan bu yana geçirdiği gelişim içerisinde onu taşıyan en büyük bileşendir doğa.Tüm canlılar için vazgeçilmez iki kavramdır doğa ve çevre.Sosyolojik evrim içindeki ilk iki evre;toplayıcı komünal dönem ve tarım toplumu süreçleridir.Buradaki temel dokuda doğanın yeri son derece büyük.Yaşamın devamı için tamamen bağımlı bulunulan bir değer.Gelinen temel noktalar endişe edici davranışlarımızı tetikler nitelikte aslında.Bu iki sosyolojik dönemin ardından insanlık makine yapmaya ve bunun yakıtını doğadan tüketmeye başlayınca aradaki organik dengelerde birtakım sallantılar meydana geldi.Artık fosil yakıtların kalan ömürlerini raftaki ürünler gibi biliyoruz.Temel sayıltıların özünde tamamen kapitalist üretim ilişkilerinin yarattığı yan etkiler var.Üretimin sürekliliği ve kar güdüsüyle doğayı sonu olmayan bir kaynak gibi görme arzusu şu an yaşanılan zamanın sonunda neler olacağı konusunda fikirler veriyor.İnsanların tüm uyanışlarına karşın polis yardımıyla devlet doğa tahribatına aralıksız devam etmekte.Kaz dağlarında siyanürlü altın arama çalışmaları,termik santrallerin Yatağan'da yarattığı hava kirliliği - Yatağan'dan geçerken dumandan şehri bile görememiştim birkaç yıl önce - Doğu Karadeniz'deki muhteşem coğrafyadaki derelerin üzerine kurulması planlanan hidroelektrik santralleri,Sinop ve Mersin'e düşünülen nükleer santral vd..Sayısız örnek var ,aklıma gelenler bunlar.Bolivya gibi Latin Amerika ülkelerinde doğayla dost anayasalar yapılırken insan düşünmeden edemiyor.Samsun'da yaşarken 170 km. batımızda nükleer santral olacağını bilmek beni son derece ürkütüyor.Sinop,Karadeniz'de denize girmeye uygun koylara sahip ender yerlerden coğrafya gereği.Dağlık olduğundan fazla trafiği olmayan ancak doğası,denizi,ormanlarıyla,doğal limanıyla harika bir değere sahip şehirlerimizden.Bilmiyorum,soğutma suyunu Sinop'tan alacak bir nükleer santral hayatımızı nasıl etkiler.
Kaygılı bir halde düşünürken insanların davranış karakterleri de beni son derece üzmekte.Nitekim askerde iken konuşulan asli konulardan en önemlisi araba sahibi olmaktı.Araba kullanmayı sevmeyen biri olarak oradaki insanların araba hayranlıkları,bununla ilgili konuşmaları bana itici geliyordu.Ankara trafiğinde araba kullanmak eziyet olsa da modeller,jantlar,renkler herkesin konuşma konusuydu.Ben bu konuya;neden hiç kimse bisiklet ya da elektrikli araçlar almak gibi bir hayaliniz yok deyince tuhaf tuhaf baktıklarını hatırlıyorum.Trafik keşmekeşinde,egzoz dumanı soluyarak,camları açıp arabesk/rap dinleyerek kendilerine enteresan bir çerçeve çizmişlerdi.Oysa bisiklet gibi çevreyi kirletmeyen,fosil yakıt kullanmayan,vergisiz,spor yapma olanağı sunan alternatifleri bilemem neden kimse düşünmüyor.Dedim ya endişeden bol bir şey yok.Bizden sonra dünyayı emanet edeceğimiz insanlara havası kirli,asit yağmurlu,radyasyonlu,yeşil alanı kalmayan beton bloklarla dolu bir çevre mi bırakacağız ? Hiç mi temiz alternatif enerji kaynaklarına eğilim olmayacak ? Sorular sorular işte.Çok uzun bir konu burada kısaltıyorum.
Üstteki klibi iki açıdan ele alayım.İlki Redd ülke şartlarında çok değer verdiğim bir müzik üretimiyle çoğunluğun saçmalıklarından kendini sıyıran aklı başında,entellektüel,müzikal alt yapıya hakim ender oluşumlardan biri.Yıllardır büyük bir zevkle dinlemekteyim şarkılarını.İkincisi; son kliplerinde doğaya saygı bağlamında bir video çekmişler.Gidişatı sorgulayan bir nitelikte olmasıyla beni yine son derece memnun ettiler.Yavaç yavaş yavaş da olsa iyiye,yaşanabilir,temiz,doğayla barışık bir insanlık ümidiyle...
(*)Redd'in bir parçası
22 Ekim 2011 Cumartesi
Gündeme Özel
Dünyayı yağlamak lazım, paslandı düzgün dönmüyor.Aya gidip bakmak lazım, buradan bir şey görünmüyor.
5 Mayıs 2011 Perşembe
Küçük Bir Çocukken(*)
Yüksek gökdelenler yapraksız ağaçlardı
Bir aşkın gölgesinde hayal kuran var mı?
Beni bekliyordu gerçekler ellerinde boş kafesler
Kalmadı mevsimler ve göçecek başka şehirler
Havada süzülüyorum yoktu konacak bir kader
Beni bekliyordu gerçekler ellerinde boş tüfeklerle
Bir aşkın gölgesinde hayal kuran var mı?
Beni bekliyordu gerçekler ellerinde boş kafesler
Kalmadı mevsimler ve göçecek başka şehirler
Havada süzülüyorum yoktu konacak bir kader
Beni bekliyordu gerçekler ellerinde boş tüfeklerle
1 Nisan 2011 Cuma
Yine De Keyifli Birgün!!
Taze sıkılmış ruhum, bayatlamış bahanelerim ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)