Sizin alınız al inandım / Morunuz mor inandım / Tanrınız büyük amenna / Şiiriniz adam akıllı şiir / Dumanı da caba / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız.
29 Mayıs 2012 Salı
Benliğimin PriMadonnasına
Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sını birkaç gün önce bitirdim.Okumaya devam ederken,bitirdikten sonra arkasından bir şeyler karalamak şeklindeki tasarılarım,kitabının sonunu getirmem ile tam bir zorunluluğa evrildi aslında.Uzun zamandır haberim olmasına rağmen kitabı elimde nedendir bu kadar beklettiğime hala bir anlam veremiyorum.Dili,üslubu,akıcılığı,merkez karakterinin son derece naif ve bir o kadar da derin iç dünyası,40'lı yıllardaki gerek Almanya gerek Türkiye şartlarını son derece başarıyla aktarmış oluşu temelde aklıma gelen önemli meziyetleri.Sevgili Tarık Tufan, Kafa Dengi programında - uzun zaman oldu söyleyeli - ne zaman hayattan ve insanlardan bezgin bir hale gelse ilaç olarak hemen ulaşmak istediği iki kitap var.Bunlar; Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ı ve Sabahattin Ali'den Kürk Mantolu Madonna'sı.Yeraltından Notları çok önceden okuduğum için Kürk Mantolu Madonna'yı görmemek olmazdı.Kitap bittikten sonra Tarık Tufan'ın son derece haklı olduğunu söylesem yeridir.Gerçi iki kitabı karşılaştırmak ne kadar doğru bilmem; ama aradaki ortak yan bir insanın iç dünyasının,duygularının,hareket mekanizmalarının bu kadar samimi ve gerçekçi anlatılış biçimi.Ayrıca karakterlerinin son derece yalnız,naif yapılı ve anti-kahraman özellikleri.Yazarın değer derecesini gösteren önemli parametreler bunlar kanımca.
Kürk Mantolu Madonna'da Raif Efendi'nin yıllar önce birgün içinde neredeyse on yıllık bir zamanı hatıra defterine bir günde yazmasıyla, hayata olan duruşu,salt aşka olan inancı,bir kadını mutlu edebilmek için girdiği umarsız zorluklar,kendi içindeki saf çelişkiler ve yaşadıklarının onu hayatında savurduğu zıt noktalar.Tüm bu özellikleri harika bir anlatımla okumak harika bir haz.
"Bu akşam anladım ki,bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla bağlanabiliyormuş." Belki biraz yüzeysel bir cümle gibi durabilir;ancak hayatta çok yalnız ve kapalı bir iç dünyaya sahip insanın hayatı bir tabloya bakınca,üstelik tablodaki kadınla tanışınca çok çok farklı bir anlama bürünür.Maria Puder'den önce yaşamadığını dahi itiraf edecek kadar hayata bağlanan bir aşk Raif Beyi adeta evrenin en mutlu insanı yapar.Ta ki babası öldüğünde cenaze için Türkiye'ye dönmemeyi bile Kürk Mantolu Madonnası hasta bırakmamak adına aklından çokça geçirir.Aslına bakılırsa yer yüzünden silinmeye yüz tutan bir erdemin sembolü olsa gerek Raif Bey.Sevdiği kadın için bu derece naif ve duygu yüklü olup, salt Madonna'sı için nefes alabilen kocaman bir yürek.Günümüzü düşününce ne kadar da dejenere insan ilişkileri içinde bu hikayeyi okumak insanı fazla temiz havanın çarpması gibi derinden etkiliyor.Zaman zaman Raif Bey kadar olmasa da harikulade davrandığım,dünyamın odağına koyduğum kadınların yaşatmış oldukları tuhaf yaşantıları düşündükçe pek de iyi bir noktaya gitmiyor oluşumuzu göstermekte.Emeğin yabancılaşması gibi insanın da özüne yabancılaşması.Belki de ne istediğini bilememenin getirdiği sarhoş bir oburluk,neyse.
Her şeyin ötesinde bu kadar değerli bir yazarın 41 yaşında faili meçhul bir cinayete kurban gitmesi de ayrı bir trajedi zaten.Sabahattin Ali 1948 de ülkemizin ilk siyasi faili meçhul cinayetine kurban gitmiştir Kırklareli ormanlarında.Böylesi değerli bir yazarın daha fazla yaşayıp bizi daha nice Raif Bey ile tanıştırması çok isterdim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Benim de çok merak ettiğim bir kitap, elimdekiler bitince edinmeyi planlıyorum
YanıtlaSilOkuma listenin üst sıralarına tırmandır bu kitabı, pişman olmayacaksın .
YanıtlaSil