Milli Kütüphane'de ders çalışırken arada bunaldığım anlarda etrafa bakarım boş boş.Birkaç zamandır farkına vardığım ama düşünmediğim bir görüntü vardı.O görüntü ise şu: Masasından kalkıp dışarıya salonun dışına doğru çıkan kadın örneklemi eline mutlaka bir adet cep telefonu ve cüzdan alıyor.Neredeyse sektirmeden tüm gözlemlediğim genç kadınlar, cüzdan ve cep telefonlarını ellerine yerleştirip ve kollarını belli bir açıyla havaya kaldırıp birbirlerini taklit edercesine yürüyorlar.İlk bakışta çok bir anlam ifade etmiyor olsa da aynı görüntünün farklı kadınlarca benzer formatta tekrarlanmasına ben bir anlam verebilmiş durumda değilim.Bu edimin alt nedenlerini,sosyolojisini hangi yöntemle çözümleriz bilmiyorum ama altını deşersek anlamlı tespitler yapılabileceği kanaatini taşıyorum.İnsan davranışları tek sarmal bir yapıda görünse de analitik bir gözle baktığımızda gözleri boğan bir zincir konumuna dönüşüyor.Bu durumun kadınlar da oluşu da bu zincirin fevkalade karmaşık bir yapı kazanmasına yettiğini görebiliyoruz.
Bir diğer nokta ise cep telefonları.Yoldan geçen 100 kişiye cep telefonundan vazgeçer misin diye sorsak eminim 100' ü de hayır, der.Kişisel olarak cep telefonlarından hiç hazzetmiyorum.Etrafa yaydığı radyasyon da cabası.Bunca yıl ilgimi çeken bir telefon hiç olmadı.Zaten kullandığım telefonda 2006 yılında aldığım ve hiç değiştirmeyi düşünmediğim ilk telefonum.Hala da kullanıyorum onu.Gelmek istediğim yer ise; cep telefonlarının insanlar tarafından nesneleştirilip belli görevleri görecek duruma yükselişi.Kısacası ben; cep telefonlarının elektronik tasmalar olduğunu düşünüyorum.Özelikle de kadınlar yönünden.Vücutlarına entegre ettikleri bir organ gibi kullanmaktalar."Tasma" deyişimi kadınları izledikten sonra farkettim.Ataerkil bir toplumda elektromanyetik tasmaları olan kadınlara sahibiz .Üstelik kendi ellerinde kendi tasmalarını taşımaları da ayrı bir ironi.Bu ironinin alt olgularını kolaylıkla bulabiliriz.Kadının hayatındaki erk sahibi insanlar olmasın sakın!
Ben arada böyle absürd olaylara takılıp gerekli- gereksiz lakırdı ederim.Sonuçta insanları gözlemleyip iç dünyalarının manzarasını görmek/çözümlemek ayrı bir iş istiyor.Metropolerde insandan bol bir şey olmadığına göre arada bu hakkımızı kullanmak gerekli.Öyle işte.