4 Kasım 2011 Cuma

Hayatımı Hayatıma Gömdüm

Bugün kuzenimle birlikte Behzat Ç.'nin sinema filmine gittik.Birkaç gün önce anlaşmıştık gitmeye.Benim içinde iyi bir değişiklik oldu ki hem Ankara'yı sahneler içinde görmüş oldum - bu arada geçen hafta Ankara'da idim - hem de güzel vakit geçirdik.Ben işsiz bir öğretmen, kuzenim işsiz bir doktor öyle takıldık işte.En azından bu konum ile dalga geçebilecek kadar içimiz rahat.Kendisi TUS, bendeniz ise KPSS konusunda Ankara'da iyi sınavlar vermiş olmamıza rağmen sistemin arkadan bıçakladığı iki yağız savaşçı olarak bundan çokça bahis açtık.Neyse biletleri alıp filme girdikten sonra daha film başlamadan bir reklam sağanağı yağdı neredeyse.On beş dakika kadar saçma salak, üstüne tekrarlayan aralıklarla reklam seyrettik.O reklamı koyanlar bilsin ki iki de bir gözümüze sokulan ürünlerinizi inadına almayacağım.Aklınız sıra PR yapıyorsunuz da Halkla İlişkiler böyle yürümez aslanlar.Haberiniz ola.Ben bir ara reklam bombardımanından o derece bezdim ki sol tarafımda oturan 6 kişi olmasa makiniste atar yapacaktım.Zira biz köşeye yakın olduğumuzdan tek çıkış sol yandı.Bir yandan bunu düşünüp eyleme geçemezken diğer yandan da oturup reklamları seyretmek zorunda kalışım beni o anda biraz yıprattı.Özünde çok sakin ve soğukkanlı biri olarak resmen aptal yerine konuluyor olmak can sıkıcı olan.Kapitalizmin ciğerini bilen,okuyan biri olmasam çok sorun etmeyeceğim.Bu sistem denen meret insanı o kadar garip bir tanıma sokuyor ki sorma gitsin.İnsan odağından şirket odağına geçiş yok mu.Burası uzun hadise, geçelim şimdilik.

Filme geliş anım ile çıkış anım neredeyse çakışık doğrular gibi bir haldeydi.Beklentimin çoğunluğu karşılanmış halde diyebilirim.Ankara'da iken diziyi hayranlıkla seyreden, uyarlandığı romanı okuyan ve polisiye  alt yapıyı bilen biri olarak son derece sağlam bir yapım olduğunu rahatlıkla belirtmeliyim.Projede olan herkese şükranlarımı sunmayı borç addederim.Aslında filmi Ankara'da seyretmek isterdim; ancak bu olmadı.Zira Ankara'da oturduğum zamanlarda diziyi, Pilli Bebek 'in şarkılarını,pencereden baktığımda gördüğüm sisli Ankara siluetini ve diğer yaşam parçalarını bir araya getirdiğimde beni başka bir dünyada ve zamanda yaşattığı hissini tadabilmek bile bir ayrıcalıktı.Mübalağa ediyor gibi görünsem de bendeki yansıma budur en sahici halimde.Bir şehri ancak böyle somutlaştırabilirim zihnimin kanallarından buraya.

Kuzenim Bekir'in de film ile ilgili olumlu dönütler dile getirmesiyle keyfim biraz daha arttı.Kendisi Tıp Eğitimini Ankara'da aldığı için bazı mekanları görünce bir üst paragraftakine benzer duygu akışı yaşadığını hissettim.Filmde epeyce güldük, düşündük,parçaları bir araya getirmeye çalıştık.Bu esnada bir zamandır kendimde ve bir arkadaşımda somutlanan bir durum tekrar hortladı.Bu yeniden ortaya çıkma durumunu bir arkadaşım dile getirmişti.Benim çook fazla ince düşünme eğilimim.Bunu Erciş'de ki depremden sonra hasarsız kurtulan bir arkadaşımla buluştuğumuzda ifade etmişti.Ben depremzede arkadaşıma elimden geldiğince hiç deprem olmamış gibi sorunun etrafında gezinen sohbetlerle onu tekrar malum panik anlarına götürmek istemedim.Ne de olsa Davranışçı Psikolji konusunda az mürekkep yalamadık Elbette ben farkındayım her şeyin; ancak bir başka dilce ifade edilişi yazmaya değer.Bunu ayrıca irdeleyeceğim.

Filmde - tüyo vermeden gideyim- Ankara'daki parklar fazlaca kullanılmış.Kuzenim parkların hepsini tanıyordu.Bunu bana da söyledi.O, her parkın adını bilirken sıra Kurtuluş Parkına gelince ben tam adını söyleyecekken bir anda durdum.Zira kuzenim Kurtuluş'ta otururken o parktan gece okul çıkışı sırasında tinercilerle arasında sıkıntı yaratacak durumlar olmuştu.Aradan 8-9 yıl geçse bile - ki kuzenim unutmuştur- benim birden aklıma geldi.Bilmiyorum bunların ne değeri var; ama yinede dile getirme gereği duydum.Sertab Erener'in "İncelikler Yüzünden" adlı şarkısı gibi hayat beni mi yıpratıyor türünden sorular yakın geçmişte gözle görülür şiddetle artmaya başladı.Velhasıl can sıkmadan bağlamak gerekirse filme gidin,Behzat Ç.'yi sevin,Ankara'yı hor görmeyin - İstanbullular sözüm size- incelikler yüzünden de fazla yıpranmayın.Eyvallah.

2 yorum:

  1. Bir İstanbul'lu ve Ankara'ya karşı nötr, hatta biraz da soğuk biri olarak son sözlerini dikkata alıyor ve benimsiyorum:)

    Davranışçı Psikolojiyi severim, sevenlerle diyalog kurmayı ayrı severim. blogum blogun, blogun blogumdur artık:))

    YanıtlaSil
  2. Ben Samsun'luyum ;ancak Ankara'lı olmayı ve orada yaşamaya devam etmeyi isterdim.Şu an Samsun'dayım ve güzel bir yer burası.Denize yakın olmak ayrı bir imtiyaz.Ankara konusundaki tavsiyelerimin dikkate almak beni sevindirdi.Yanılmayacaksın, korkma. =)

    Bu yazdığın son cümleyi son derece önemsiyorum.Demek ki ortak akıl ile değerli noktaları bir araya getirmişiz evren içinde.Çok teşekkür ederim bu incelik için.

    Ha bir de 2 gün önce twitter hesabı aldım.Seni "nileud" olarak arayıp buldum ve takip ediyorum.Bloglar arası bu güç birliğini twitter dan da sağlayabilmek türünden ümidim var.=)

    YanıtlaSil

Markaj Uygulayan