10 Kasım 2011 Perşembe

Çentik

Benliğimi kaç parçaya bölmem gerek ? Bunca zamanın ardından kör,sağır bir halde kalmak artık acı veremeyecek kadar laçkalaşmıştır benim için.Bir hiç olmak bu kadar mı bir çare olabilir?.Bu hayat bana gelirken sormadı,şimdi de olacakların ateşiyle beni yakmaya kalkışacak kadar küstah.Geriye dönüp bakmak bile anlamsızlaşacak düzeye geliyorsa eğer, yaşadığımız anın ne önemi var olabilir.Üstelik şimdiki zaman bizi dilim dilim keserken.Geleceğin adını ağzıma bile almıyorum o kadar yakıcı zira.

Kafka'nın Milena'ya mektupları gelir aklıma.Ben hep yazdım onları, sonra da yaktım.Kalan küllerden bile kurtulamayacak kadar zavallı oluşuma aldırmıyorum bile.Yazarsam çıldırmaktan kurtulurum sanıyorum.Artık yazdıklarımı tanıyamıyorum.En acısı da beni bitiren bileşenleri tek tek, karşımda büyüleyici bir halde beynime saplamak.Bir ateşin en uzağında kalıp sanki ortasındaymış gibi kavrulabilmek nedir ki !

Üstelik çalan şarkılarda biraz nazire yapacak kadar işbirlikçi,tesadüf diyelim mi ?.Büyük usta Turgut Uyar'ın dediği gibi:

Size mutsuzluktan bahsetmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel yalnızlığından insansoyunun
Sevgim acıyor
Biz giz dolu bir şey yaşadık
onlarda orada yaşadılar
bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sayarak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Markaj Uygulayan