17 Kasım 2011 Perşembe

Değişmeyen

Birkaç gün önce üniversite'den arkadaşlarımla buluştum.Son derece kopuk bir ilişkimiz ve ayrı yaşantılarımız olduğu için pek fazla görüşmeyiz.Birçoğu Samsun dışında ve Samsun'da olanlar da değişik kafalar yaşamakta olduğundan arkadaşlığımızın en baskın niteleme sıfatı üniversiteden vücut bulmakta.Aslına bakınca bu buluşmanın özünde Van Erciş'te öğretmenlik yapan Şule'nin depremin ardından kendini toparlaması için buraya gelmesi oldu.Bana da bu amaçla haber verildi ve sadece 5 kişi olarak sahilde bir mekanda oturup çene çaldık eski-yeni diyalektiğinde.

Ben, mekana en son giden olduğumdan ötürü deprem ile ilgili pek fazla detay elde edemedim.İçimden de o konuyu açmak pek gelmedi açıkçası.Sonuçta Şule'nin yüz ifadelerinden deprem odaklı korku tepkilerini inceden de olsa fark ettim.Her şey bir kenara hayatta kalmasıyla ve Erciş'te tüm olan biten onu epeyce zorlamış.Aklıma o an gelen ise Şule ile hiçbir şey olmamışcasına sohbet etmek, şayet konu depreme gelse bile meselenin çevresinde gezinen yüzeysel konuşmalarda bulunmanın daha sağlıklı olacağı kanısındaydım.En sonunda doğru yaptığımı da fark ettim.Söz konusu ölümün çarpacak insan aradığı topraklarda bu sulu şakadan yara almadan kurtulup kendini yenilemeye çalışan biri için duyarlı olmak bence bir insanlık ödevidir.

Bu buluşmada dikkatimi çeken bir diğer olayda arkadaşlarımın hayatlarında olan değişimlerdi.İçlerinde sanırım münzevi ve işsiz,avare olan bir tek bendim.Nurhan - tüm karşı gelmelerime rağmen - polis oldu.Şimdi memnun olmasa da işinden iyi para kazanıyormuş.Mustafa, Mardin-Kızıltepe'de asker öğretmenlik yapıyormuş.Bir ay askerlik, 11 ay öğretmen olarak bu meseleyi de sorunsuzca başından def edecek gibi görünüyor.Ne diyelim karlı iş.Esra da yüksek lisans yaparak hayatına derinlik katacağına inanıyormuş.En azından bir referans noktasına göre belli açılarla belli bir konuma ulaşmışlar.Elbette ki hepsi tam olarak istediği noktada olmasa da ülke sathı açısından maddesel bazda rahat edecekler gibi görünüyor.

İnsanlar para kazandıkça ilişkilerdeki akımda farklı bir hal almakta.Hesabı en fazla maaş alanın üstlenmek istemesi gibi mikro cenklerde yaşanıyor hani.Benim gibi annesinden/babasından harçlık alan biri olduğumdan beni hesaba uzak tuttular.Ne desem ,içimde kopanları anlatsam ne fayda.Marx: 'İnsanların sınıfsal ilişkileri yaşam biçimlerini de doğrudan somut bir halde etkiler' der.Bunun ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gördüm.Şu an arkalarından konuşup dedikodu yapar gibi olmak istemediğimi baştan belirteyim.Gözlerin ışığında yaşamsal çözümlemeler yapmak niyetim.Örneğin Mustafa'nın giydiği ceket dikkatimi çekti ilkin.Okuldayken gösterişsiz gibi giyinen Mustafa'nın üzerinde neredeyse dedektiflerin giydiği türden ve renkte bir pardösü vardı üzerinde.Estetik açıdan baktım ve onun tarzına fazla avangart buldum.Pahalı olduğu her halinden belliydi ama sahibiyle görüntü açısından tam bir tezatlık abidesi oluşturmaktaydı.Mustafa'nın telefonu da gayet pahalıydı.Ben cep telefonlarından pek hazzetmem.Üstelik fiyatı 1400 lira olanlardan tiksinebilirim.Böyle insanın tüm elini kaplayan estetikten yoktun postmodern araçlar.Kendisi ilk iş olarak telefonunu yenilemiş sanırım.Ne de olsa çalıştığı yerde öğretmen maaşına sahip olmak parayı istiflemek için ideal kültür ortamını yaratıyor kendinden.Benzer haller diğer öğretmen arkadaşım içinde geçerli.Zaten burada yaptığım onların kısmanmaktan çok onların üzerinden kendi konumum özelinde tanımlamalar yapmak.Zira içlerinde toplumsal normlar açısından en geride kalan bendim.Kendimi örselerim, yaralarım,ters yüz ederim.Acı çekerim,gülmeye çalışırım.Kafaya fazla takarım kendimi.Çözümler düşürürüm hayatıma.Bir bir ölmelerine tanık olurum onların.Belki de onlar bunları yapmadılar.Belki de ondan bu haldeler.Belki de tanrı onlara kıyak geçiyordur.Belki de tanrı da zar tutuyor.Bana ne.Benimde hayatım bu işte.Olan biten de bunlar.

***Arkadaşlarımın kulakları turbülansa girmiş uçaktaki yolcular kadar uğuldayabilir bu sıralar.Onları incitmek istemem.Sadece bende kalan izler bunlar.Sürç i lisan ettiysek affola .Birde gündüz yazı yazmam genelde; ancak Pink Floyd'u neden geceleri dinlediğimi de görmeme yardımcı oldu bu yazı. (smile)

2 yorum:

  1. olumsuzluklara rağmen olumlu hissedebilmeni diliyorum. eminim arkadaşların da görünenin ötesinde iç çatışmalar yaşıyorlardır. yansıttığın kadarıyla birikimli ve iyiyi hak eden birisin. dünya adına olmasa da kişisel beklentilerin adına tüm istediklerinin bir gün gerçekleşebileceği inancındayım...

    YanıtlaSil
  2. Umarım bu tuhaf dönemi iyi bir biçimde atlatabilirim.

    Naif sözlerin içinde ayrıca teşekkürler.Bence sende sağduyun ve hassaslığınla övgüye değersin.Güzell dileklerini önemsiyorum.

    YanıtlaSil

Markaj Uygulayan