Sizin alınız al inandım / Morunuz mor inandım / Tanrınız büyük amenna / Şiiriniz adam akıllı şiir / Dumanı da caba / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız.
28 Nisan 2011 Perşembe
Hareket Vakti (*)
Yarın sabah İzmir'e (Bornova) gidiyorum.Birkaç günlük bir hava değişiminin bana iyi geleceğini düşünmekteyim.Ben, gerçi her hava değişinin bana iyi geleceğini umarsızca düşünen biriyim.Olsun yinede o ambiyansı yitirmemek gerek.Ankara'ya geldikten sonra özellikle denizi ne kadar özlemiim ve yosun kokusunu içime çekmeyeli çokca zaman oldu.Alsancak'a gidip denize karşı bira içerken denizin kokusuyla ciğerlerimi doldurmak istiyorum.Sigara kullanmadığımdan akciğer kapasitemin oldukça yüksek olduğunu da söyleyebilirim.Problem yok.Döndükten sonra kendimi daha yenilenmiş bir halde bulmak ümidiyle.Tuğrul' a da buradan bir teşekkür etmiş olayım.Beni özleyin.Görüşürüz.
26 Nisan 2011 Salı
Şans, arada bizim muhittenden de görülebiliyor bulutsuz gecelerde..
İnsanın Diş Hekimi yengesinin olması çok güzel bir şey.Bugün bir kez daha idrak etmiş oldum.Teşekkürler Feyza.;=)
23 Nisan 2011 Cumartesi
Turn the Page (*)
Yudum yudum biriktirmişizdir, biri çarpıp dökmüşse ve artık dolmuyorsa ...........
22 Nisan 2011 Cuma
19 Nisan 2011 Salı
Neler Oluyor Bize
Bir rafta arka arkaya sıralanmış kitaplardan birini satın alacakken en öndekini değil de önden üçüncü veya dördüncü sırada olan kitabı alıyorum.Oysa raftaki kitapların hepsi aynı.Üstelik bunu yaparken de birilerinin beni seyredip arkamdan konuştuğunu da düşünüyorum.Psikolojik durumum alarm mı veriyor ne ?
16 Nisan 2011 Cumartesi
Rutindışı
Bugünü kendime tatil ettim, normalde hafta içi günlerini ders çalışmak için boşlamam.Birkaç gündür bunalmış bir haldeydim.Bende Bilgehan'ı görmek için ODTÜ'ye gittim.Güzel bir ziyaret oldu benim açımdan.Yaklaşık iki yıl aradan sonra tekrar oraya gitmekten son derece memnunum.Bana göre Ankara'nın en sağlam üniversitesi.Tüm kampüsün genişliği,tarihsel alt yapısı,geleneği,atmosferi hep iyidir Odtü'nün.Muhabetlerimiz bile son derece seviyeli bir alt yapıda ilerliyordu.Hava biraz soğuktu nedense, tabiri caizse gündüz vakti ayaz vardı.Bölümler arasında dolaşırken öğrencilik hayatımı ne kadar da özlediğimi bir kez daha ziyadesiyle duyumsadım.Ellerinde ders notları ve kitaplarıyla sınavdan çıkanlar, çimenlerde uzanmış muhabbet edenler,kafetaryaların gürültüsü,koşuşturmalar v.s ...Bir tür gariplik hissettim.Bunda üniversite mezunu olup istediğinin tam karşılığı alamadan girdaba düşmek kadar üniversitenin o kendine özgü -Odtü tabii- atmosferininde bende yarattığı yansımalar var.Her şey bir kenara yinede iki yıl sonra Odtü'de iyi bir gün geçirdim.Bir de üşümesek iyi olurdu hani.Buradan Bilgehan'a da bir teşekkür sallandıralım.
15 Nisan 2011 Cuma
Vitrin Kaygısı
Az önce rastgele seçip tanımadığım bloglara göz gezdirdim.Görsel tasarımları harika olan bloglar ilgimi çekti.Ardından kendi blog tasarımımı düşündüm.Komplex duymadım ama göze hoş göründüklerini de söylemeden geçmeyeceğim.Ben aslında güzelliğin/zarafetin sadelikte olduğunu savunanlardanım.Boş bir vaktim olduğunda tasarım ayarı yapabilirim.Bakalım ne zamana denk düşer bu hiç de bilmiyorum.
14 Nisan 2011 Perşembe
Flying
Anathema - Flying
Bu şarkıyı ne hallerde dinlerdim.Sanki tekrar tekrar yaşıyorum gibi.Üstelik şarkı tazeliğini hala koruyor benim için.Dertli,kederli,bıkkın ve dünyaya aksi yönde haykırmak gereken durumlarda imdada yetişen harika bir dosttur bu şarkı.Aslına bakacak olursak onunla ilgili yazacak çok şey var; kısa keseyim zira birisi vaktimi içerek bitiyor sanki.
Bu şarkıyı ne hallerde dinlerdim.Sanki tekrar tekrar yaşıyorum gibi.Üstelik şarkı tazeliğini hala koruyor benim için.Dertli,kederli,bıkkın ve dünyaya aksi yönde haykırmak gereken durumlarda imdada yetişen harika bir dosttur bu şarkı.Aslına bakacak olursak onunla ilgili yazacak çok şey var; kısa keseyim zira birisi vaktimi içerek bitiyor sanki.
13 Nisan 2011 Çarşamba
Çözemedim Kalsın Onlar
Birkaç gündür ziyadesiyle Opeth dinliyorum.Sebebini çözemedim.Havalarda bir garip.Aynı anda hem güneşi görebiliyorken tependen aşağı kar yağabiliyor.Tabiat'ın ne kadar da kararsız ve ne istediğini bilmeyen bir çocuk hali var sanki.Aklı yenide; eskiden de vazgeçemeyen.Bana kalırsa yaz hemen gelmesin.Sevmiyorum sıcak ve güneşli havaları.Herkes tutturmuş havalar ısınsın, güneş yüzünü göstersin, açılıp saçılalım,..vs. Yaz geldiğinde ben bunalıma giriyorum.Yağmurlu ve kapalı havalarda kendimi daha rahat hissediyorum.Ne yapsam acaba.Ankara'dan ayrılıp Norveç veya Britanya'ya mı yerleşsem?.İçimdeki Anglo-Sakson'u durduramıyorum ne yapayım.
10 Nisan 2011 Pazar
Bugün Burada Pazar
Bulutlu gökyüzüyle hafta sonunun evin odalarında bir akordeonun körüklerinde raks ediyormuşcasına yarattığı boğucu iç içelik.
Bu arada az önce kar yağdı, şimdi de güneş açtı.Hava durumuyla olan benzerliklerime şaşıyorum bazen ;=)
Bu arada az önce kar yağdı, şimdi de güneş açtı.Hava durumuyla olan benzerliklerime şaşıyorum bazen ;=)
6 Nisan 2011 Çarşamba
Kontrast(*)
Aklın havadaysa ve sen yerdeysen bir de fark edersen acıtır.
5 Nisan 2011 Salı
Gözlemliyorum o halde yazarım arkadaş !
Anlayamadığım noktalara bir yenisini daha eklemek istiyorum izninizle.Örneklem alanımız Milli Kütüphane-Bahçelievler-Ankara.Yaş grubumuz +18.
Milli Kütüphane'de ders çalışırken arada bunaldığım anlarda etrafa bakarım boş boş.Birkaç zamandır farkına vardığım ama düşünmediğim bir görüntü vardı.O görüntü ise şu: Masasından kalkıp dışarıya salonun dışına doğru çıkan kadın örneklemi eline mutlaka bir adet cep telefonu ve cüzdan alıyor.Neredeyse sektirmeden tüm gözlemlediğim genç kadınlar, cüzdan ve cep telefonlarını ellerine yerleştirip ve kollarını belli bir açıyla havaya kaldırıp birbirlerini taklit edercesine yürüyorlar.İlk bakışta çok bir anlam ifade etmiyor olsa da aynı görüntünün farklı kadınlarca benzer formatta tekrarlanmasına ben bir anlam verebilmiş durumda değilim.Bu edimin alt nedenlerini,sosyolojisini hangi yöntemle çözümleriz bilmiyorum ama altını deşersek anlamlı tespitler yapılabileceği kanaatini taşıyorum.İnsan davranışları tek sarmal bir yapıda görünse de analitik bir gözle baktığımızda gözleri boğan bir zincir konumuna dönüşüyor.Bu durumun kadınlar da oluşu da bu zincirin fevkalade karmaşık bir yapı kazanmasına yettiğini görebiliyoruz.
Milli Kütüphane'de ders çalışırken arada bunaldığım anlarda etrafa bakarım boş boş.Birkaç zamandır farkına vardığım ama düşünmediğim bir görüntü vardı.O görüntü ise şu: Masasından kalkıp dışarıya salonun dışına doğru çıkan kadın örneklemi eline mutlaka bir adet cep telefonu ve cüzdan alıyor.Neredeyse sektirmeden tüm gözlemlediğim genç kadınlar, cüzdan ve cep telefonlarını ellerine yerleştirip ve kollarını belli bir açıyla havaya kaldırıp birbirlerini taklit edercesine yürüyorlar.İlk bakışta çok bir anlam ifade etmiyor olsa da aynı görüntünün farklı kadınlarca benzer formatta tekrarlanmasına ben bir anlam verebilmiş durumda değilim.Bu edimin alt nedenlerini,sosyolojisini hangi yöntemle çözümleriz bilmiyorum ama altını deşersek anlamlı tespitler yapılabileceği kanaatini taşıyorum.İnsan davranışları tek sarmal bir yapıda görünse de analitik bir gözle baktığımızda gözleri boğan bir zincir konumuna dönüşüyor.Bu durumun kadınlar da oluşu da bu zincirin fevkalade karmaşık bir yapı kazanmasına yettiğini görebiliyoruz.
Bir diğer nokta ise cep telefonları.Yoldan geçen 100 kişiye cep telefonundan vazgeçer misin diye sorsak eminim 100' ü de hayır, der.Kişisel olarak cep telefonlarından hiç hazzetmiyorum.Etrafa yaydığı radyasyon da cabası.Bunca yıl ilgimi çeken bir telefon hiç olmadı.Zaten kullandığım telefonda 2006 yılında aldığım ve hiç değiştirmeyi düşünmediğim ilk telefonum.Hala da kullanıyorum onu.Gelmek istediğim yer ise; cep telefonlarının insanlar tarafından nesneleştirilip belli görevleri görecek duruma yükselişi.Kısacası ben; cep telefonlarının elektronik tasmalar olduğunu düşünüyorum.Özelikle de kadınlar yönünden.Vücutlarına entegre ettikleri bir organ gibi kullanmaktalar."Tasma" deyişimi kadınları izledikten sonra farkettim.Ataerkil bir toplumda elektromanyetik tasmaları olan kadınlara sahibiz .Üstelik kendi ellerinde kendi tasmalarını taşımaları da ayrı bir ironi.Bu ironinin alt olgularını kolaylıkla bulabiliriz.Kadının hayatındaki erk sahibi insanlar olmasın sakın!
Ben arada böyle absürd olaylara takılıp gerekli- gereksiz lakırdı ederim.Sonuçta insanları gözlemleyip iç dünyalarının manzarasını görmek/çözümlemek ayrı bir iş istiyor.Metropolerde insandan bol bir şey olmadığına göre arada bu hakkımızı kullanmak gerekli.Öyle işte.
3 Nisan 2011 Pazar
Kaos'tan ötesi de mi var ?
"Kaos" adında bir kitap okumuştuk,bundan 3 yıl önce.Fen Lab. dersiydi, ardından gerekli filmleri seyredip konunun sapsağlam zihnimize oturmasını sağlamıştık.Sınıfta bazı infiallere yol açmış olsa da ben son derece keyif almıştım.Şimdi o infiallleri yaratanlar nadide(!) ülkemizin belli başlı yerlerinde 1.500 tl maaş ile çalışan kadrolu öğretmenler ya, neyse.Konumuz onlar değil.O derste evrenin her nefes alışında sonsuz sayıda kombinasyonel faktörün rol oynadığını görmüştük.Örneğin, bir insana yolda araba çarpması o kişinin hayatında o ana kadar yaşamış olduğu her şeyin bir toplamı ve kombinasyonel olarak açığa çıkmasıydı.Bilinen cümle ise: "Bir noktadaki kelebeğin kanat çırpışı başka bir noktada tayfun oluşturabilir".Kelebek Etkisi filmi de var.O zamanlardan kalan bir kazanım mıdır bilmem her olaya bakışımda o olayı tanımlarken hiç bir sınıflama yapmamaya başladım.İyi, kötü, güzel,sanatsal vs. Bu bazen kendimi tonlarca yük altında ezilmiş bir halde hissettirmeye başladı kendini.En zarar verici noktası ise eğitim bilimleri testlerinde soruları analiz ederken ortaya çıkmakta.Bir soru- özellikle de psikoloji temelliyse- içimden hiçbir şıkkı işaretlemek gelmiyor.Doğru cevap onların dışında bir yerde de olabilir diyorum içimden.Üzerime düşen ise soruyu tahlil edip içlerinden en doğruyu seçmek.Ben ise o kadar yorgun bir halde hissetmekteyim ki kendimi arkamı dönüp gitmek geliyor içimden.O yüzden dar görüşlü insanları imreniyorum.Tek seferde doğru/yanlış deyip sıyrılıveriyor.Ben ise yok onun başka evreni vardır, yok sınırlamamak gerek diye diye kendimi zımparalıyorum.Bu olaylar sırf sorularda değil, günlük yaşamın içine de sızmaya başladılar, canım ona sıkılıyor.Beynim sanki yılgınlıktan beni rahatsız etmeyin, siz takılın diyor.Oysa bunu yapacak lüksümün olmadığı zamanlarda yaşamak da bize düştü.Ne garip değil mi ?
1 Nisan 2011 Cuma
Yine De Keyifli Birgün!!
Taze sıkılmış ruhum, bayatlamış bahanelerim ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)