Bir haftalık bir aradan sonra yeniden Atakum'dayım.Bazen diyorum da bu evde olmasa halim pek iyi olmayacaktı.Net söylüyorum bunu.Zira Bafra'da kaldıkça kendimi denize bakan falez gibi hissediyorum.Günden güne ufalanıp parçalanan,git gide köhneleşen.Ben sıkıntı çekmeye hazırdım,biliyordum olacakları ;ancak bu kadar yüksek yoğunluklu bir yalnızlık ve çaresizliği inanın bana kaldıramıyorum.İnsan doğduğu yerde yeni tayin olmuş memurdan beter bir yalnızlık çeker mi ? Üstüne üstlük iş konusunda da büyük hayal kırıklıkları oldu geçtiğim haftada.Zaten ceberrut devlet yapacağını yaptı; hatta bakan bey bugün atanamayan öğretmenlerden özür bile diledi.O kadar puan ile atanamadığım için, artı yaşamış/düşmüş olduğum buhranın yanında bakanın özür dilemesini hiç de sallamıyorum.Halimiz bir kuru özürle geçiştirilemeyecek kadar kötü bence.Bugün atanmış bir öğretmen olarak meslek hayatımın ilk gününü yaşıyor olabilirdim.İşte Türkiye gibi garip bir ülkede yaşarsan böyle saçma sapan işlerin bıraktığı hasarlarla hayatının içine edilebilir.Yasemin'in (Rory) Almanya'dan yazdıklarını görünce içim gitmiyor değil hani.Çektiğimiz sıkıntıları görünce.Almanya konusunu Ankara'da Şeyda ile ne çok konuşmuştuk.( Smile)
Babamdan,annemden,dedemden para almaya devam ediyorum hala.Eksik olmasınlar para konusunda sorun çıkarmıyorlar ama benim için hala rahat değil.24 yaşında bir insan olarak hala onlara istemeden de olsa maddi yönden bağımlı olmak çok acıtıyor içimi.Öğrenciyken bunları hiç sorun etmiyor insan.Okul bitince aldığın para bile içine oturuyor.Gerçi harçlık almak gibi bir derdim olmadı hiç.Param hep oldu; ancak insan bir yerden sonra kendi kazandığı/emek verdiği bir parayı harcamak istiyor.Öğretmen olunca böyle bir psikozla mücadele etmek durumu da var.Biraz da kendimle ilgili.Gamsız birisi olmadığım için yer ediyor bunlar bende.Parayı yönetmeyi iyi bildiğim ve savurgan olmadığım için aklıma geliyor tüm bunlar.Yoksa baba parası diye, musluk suyuyla araba yıkar gibi para harcamayı bende biliyorum.Geçende kitap alırken bile duydum bunu zihnimde.Dostoyevski'nin Ecinniler adlı romanını almak için 23 tl vermedim, sırf annemin kredi kartı zorlanmasın diye daha ucuz bir kitabı aldım.Bakalım ne zaman bitecek bu kepazelik.
Cengiz amca geldi.Yine onunla kalıyoruz.Geçtiğimiz kış gibi.Gerçi o zamanlar ben kolejde çalışıyordum ve hayat daha tat alınabilir bir noktadaydı Ankara sürecinden önce.Bu akşam için başka planlarım vardı ama olsun gelmesi iyi oldu.Evde birisinin olması iyi bir şey.Yalnız kalınca insan konuşacak birilerini arıyor istemsizce.Cengiz amcanın muhabbeti de çekilir yani.Ne de olsa yılların müdürü.Konuşmayı iyi biliyor vesselam.Şu buhranlı boş günleri de bir atlatalım, rahata erelim daha elle tutlur daha özel şeyler yazmaya devam edeceğim geçmişte ki gibi.Zira bu terk edilmişlikte yazmak hiç de mümkün olmuyor.
***Biraz dertli,bunaltıcı bir yazı oldu; "bana ne senin ne halt yediğinden" diyenler olabilir.Kusura bakmasınlar, idare edip, alttan alsınlar bu seferlik.Sevgilerimle ..
Sizin alınız al inandım / Morunuz mor inandım / Tanrınız büyük amenna / Şiiriniz adam akıllı şiir / Dumanı da caba / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız.
Rory etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rory etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Eylül 2011 Pazartesi
6 Temmuz 2011 Çarşamba
Mim by Rory # 5
Yasemin az önce beni mimlemiş.Sıcağı sıcağına cevaplıyoruz.Sorumuz : Evinizde yangın çıksa ve tek bir eşya kurtarmak zorunda olsanız , neyi kurtarırsınız ??
-Aslına bakılacak olursa zor bir soru.İnsanın o panik anında çok sağlıklı düşüneceğini sanmıyorum.Karar verecek olursam kitaplığımı sırtıma vurur birlikte atarız kendimizi dışarı.Evet, kitaplarımdır yanımda götüreceğim tek nesne.
-Aslına bakılacak olursa zor bir soru.İnsanın o panik anında çok sağlıklı düşüneceğini sanmıyorum.Karar verecek olursam kitaplığımı sırtıma vurur birlikte atarız kendimizi dışarı.Evet, kitaplarımdır yanımda götüreceğim tek nesne.
18 Haziran 2011 Cumartesi
Mim by Rory # 4
Yasemin beni mimlemiş.Vakit kaybetmeden cevaplama faslına geçiyorum.
Bir lamba cini çıksa karşınıza,
"Dile benden ne dilersen sahip" dese, bir tek dilek hakkınız ve düşünmek için de 1 saatiniz olsa;
1)Ne yaparsınız?
2)Ne dilersiniz?
3)Dileğinizi seçmeniz kolay olur mu?
1...Önce genel anlamda bir düşünmeye başlarım.Bu günlerde içinde olduğum durumu düşününce çok fazla düşünmeye gerek kalmazdı.Hemen cevaplardım.
2...Bu süreç içinde en büyük ihtiyacım hayatımı kazanabileceğim bir işe sahip olmak.
3...Bu isteğimi seçmek zor olmazdı aslında, bir bakıma.Çünkü öncelik olarak iş daha yukarılarda bir yerde bulunuyor.Eğer iş konusunda başarıya ulaşırsam hayatımda bir üst basamağa transfer olacağım.Dolayısıyla bunu tercih etmem çok da zor olmazdı.
Teşekkürler Yasemin.
Bir lamba cini çıksa karşınıza,
"Dile benden ne dilersen sahip" dese, bir tek dilek hakkınız ve düşünmek için de 1 saatiniz olsa;
1)Ne yaparsınız?
2)Ne dilersiniz?
3)Dileğinizi seçmeniz kolay olur mu?
1...Önce genel anlamda bir düşünmeye başlarım.Bu günlerde içinde olduğum durumu düşününce çok fazla düşünmeye gerek kalmazdı.Hemen cevaplardım.
2...Bu süreç içinde en büyük ihtiyacım hayatımı kazanabileceğim bir işe sahip olmak.
3...Bu isteğimi seçmek zor olmazdı aslında, bir bakıma.Çünkü öncelik olarak iş daha yukarılarda bir yerde bulunuyor.Eğer iş konusunda başarıya ulaşırsam hayatımda bir üst basamağa transfer olacağım.Dolayısıyla bunu tercih etmem çok da zor olmazdı.
Teşekkürler Yasemin.
6 Haziran 2011 Pazartesi
Mim by Rory # 3
Sevgili Yasemin beni mimlemiş.O da olmasa buralar çok sıkıcı olacak,dükkanı kapatıp gidelim şarkılara çalmaya başlayacak neredeyse.Onun desteği önemli.
İlk sorumuz: Gıcıklaştığımız şeyler. ?
Mantar, her türlü biber,bamya,uçan kaçan tüm sinek-böcek-haşerat,sinek vızıltısı,soru sorduğumda cevapsız bırakılmak,yalnız kalmak,yalan söylemek zorunda kalmak,narsist kadınlar,reddedilmek,serdar ortaç,demet akalın,çok uyumak,kavga etmek,aç kalmak,bir iş yaparken birinin başımda dikilmesi,yüzeysel insanlar,tikkyler,çoğu zaman ben....
Aklıma ilk gelenler bunlardı.Vakit kaybetmeden diğer soruya geçelim.Bu ise yalan ile ilgili düşündüklerim?
Bu konuyu bir arkadaşımla felsefe,psikoloji ve ahlak alanlarında çözümleyerek tartışmıştık.Kısaca değineyim zira bunaltır yoksa.Temel olarak pragmatizme yakın bir anlam bulur günlük hayatta.İnsan sıkışınca kendini kurtarmak için başvurur.Kökeni fayda sağlamaktır ve de ego anlamında rahatlamak.Tabi işin insan ilişkilerinde sadakat ve güven duygularında yarattığı aşındırma da son derece büyük sonuçlar doğurmakta.Ben pek yalan kavramını sevmem.Zaten söylemeyi de beceremiyorum, bir yerden açık veririm mutlaka.Bir diğer yanı da yalanı hep bir etkileşim içinde olduğumuz insanlarla kullandığımızdan geleceğe dönük tasarrufların eğri bir yol içinde ilerlemesine sebep olacağından düzeltilecek bir yığın dert yaratır, üstüne yapışan güvenilmezlik de işin bonusu kalır.İnsanın dürüstlüğü en büyük erdemidir bence.Bundan dolayı gerçeği olduğu gibi çözümleyip, etrafından dolanma gereği duymadan gerekeni yapmak daha mantıklı geliyor bana.Dürüstçe ve olduğu gibi.Korkusuzca.
İlk sorumuz: Gıcıklaştığımız şeyler. ?
Mantar, her türlü biber,bamya,uçan kaçan tüm sinek-böcek-haşerat,sinek vızıltısı,soru sorduğumda cevapsız bırakılmak,yalnız kalmak,yalan söylemek zorunda kalmak,narsist kadınlar,reddedilmek,serdar ortaç,demet akalın,çok uyumak,kavga etmek,aç kalmak,bir iş yaparken birinin başımda dikilmesi,yüzeysel insanlar,tikkyler,çoğu zaman ben....
Aklıma ilk gelenler bunlardı.Vakit kaybetmeden diğer soruya geçelim.Bu ise yalan ile ilgili düşündüklerim?
Bu konuyu bir arkadaşımla felsefe,psikoloji ve ahlak alanlarında çözümleyerek tartışmıştık.Kısaca değineyim zira bunaltır yoksa.Temel olarak pragmatizme yakın bir anlam bulur günlük hayatta.İnsan sıkışınca kendini kurtarmak için başvurur.Kökeni fayda sağlamaktır ve de ego anlamında rahatlamak.Tabi işin insan ilişkilerinde sadakat ve güven duygularında yarattığı aşındırma da son derece büyük sonuçlar doğurmakta.Ben pek yalan kavramını sevmem.Zaten söylemeyi de beceremiyorum, bir yerden açık veririm mutlaka.Bir diğer yanı da yalanı hep bir etkileşim içinde olduğumuz insanlarla kullandığımızdan geleceğe dönük tasarrufların eğri bir yol içinde ilerlemesine sebep olacağından düzeltilecek bir yığın dert yaratır, üstüne yapışan güvenilmezlik de işin bonusu kalır.İnsanın dürüstlüğü en büyük erdemidir bence.Bundan dolayı gerçeği olduğu gibi çözümleyip, etrafından dolanma gereği duymadan gerekeni yapmak daha mantıklı geliyor bana.Dürüstçe ve olduğu gibi.Korkusuzca.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)