24 Ekim 2011 Pazartesi

Depremler Oluyor Beynimde

Öyle garip ülkede yaşıyoruz ki ; insan denen varlığın yaşam değerinin bu kadar ayaklar altına alınıyor oluşu can sıkmaktan öteye geçip,tarihsel sorgulamalar yapmamıza neden olmakta.Öyle ucuz bir ülke ki burası: Asker ölmezse Kürt Sorunu gündeme gelmez,trafik kazası olmadan üst geçit yapılmaz,madenci mahsur kalmadan önlem alınmaz,deprem olup insanlar enkaz altına düşmedikçe ne fay hatları hatırlanır ne depreme dayanıklı binaların konumuyla afet eylem planları tartışmaya açılır.Nerede bir felaket olacak;ancak o zaman insanın da bir hayatı olduğu akla gelecek.Üstelik olaylara verilen reaksiyonlara bir bakınca rasyonel bir eylem pratiğinden ne kadar da yoksun olduğumuz gün yüzüne çıkıyor.Halkın büyük çoğunluğu hisleriyle aklı arasındaki teraziyi mütemadiyen hisleri yönüne kaydırmakta.Panik anı,duyguların extrem noktaları arasındaki dalgalanmalar yapması gerekli birçok şeye ket vuruyor.Gelişmiş ülkelerdeki planlama/uygulama mekanizmasının,önlem alma odaklı sistemlerin hiç mi akla gelmeyişinin  nedenleri üzerinde düşünülmez.Ben bu seyrin halkın kader,olacak,vade gibi tanımlamaları sonucu oluşan ihmalleriyle,dünya ölçeği arasındaki uçurumlarına bağlıyorum.Zira yapı farkı olan alanlar arasındaki boşluk insanları bu türden davranmaya itiyor.Elmalar üzerinden armut tanımlamak gibi ..

Ölüm denen fenomen,insanı hayata bağlar.Her ne kadar kayıp gibi ise de aksi yönünde hayatta kalma açısından derin deneyimler barındırır.Buna biraz da hayatın diyalektiği diyebiliriz.İnsan hayatının ölüm karşısında bu kadar eli kolu bağlanmış oluşuna atfedilen anlam ancak doğu ülkelerinde oluyor.Doğu'nun batısında mıyız / batının doğusunda mıyız ? Odaklanacak temel sorun bu olsa gerek.Zira her eylemde bu çelişkinin yarattığı felç bu ülkede son derece derinlere kök salmış halde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Markaj Uygulayan