An itibari ile yağmur'un ne şiddette yağdığını bilmiyorum ama onunla ilgili bir şeyler yazmaktan oldukça hoşlanıyorum.Elbette her zaman yağmur altında sırılsıklam ıslanmak hoş bir durum değil, kabul.Ben yağmurun asil ve tılsımlı bir doğal süreç olduğunu düşünenlerdenim.Aklıma Almora'nın Princess of Rain adlı şarkısı geldi birden ve bu şarkıyı yakıştırdığım bir kişiye de anlattım bu durumu.Bu akşamın Yağmur'unu sırtında taşıyacak olan şarkı ise Teoman'ın Yağmurudur.
Yaklaşık 6-7 yıldır dinlediğim bir parçadır Teoman 'ın Yağmuru..Benim benliğimde daha ilk ve yüklenmemiş haliyle bile son derece önemli yerler edinmişti.Zihnimdeki, hayalimdeki ütopyalarla sarmalanacak kadar büyük ve asil bir şarkıydı.Sonraki süreçler içerisinde yaşam içinde bir takım değişimlerle birlikte hayatıma bir yerden çentik atmış oldu benimle.
Tarihler 2006 yılının ilk aylarını göstermekteydi.Ben o zamanlar üniversite birinci sınıfta okumaktaydım ve Bafra- Samsun arasında yorucu bir mekik dokumaktan yorgun düştüğüm için yeni çareler aramakla geçen günlerim vardı.İkinci dönemle birlikte staj yapacağım okulun Bulvar 'da olmasıyla aklıma gelen çare belliydi.Annemin kuzeni Muhsine Teyze.Kendisi oğlu ile birlikte Çiftlik Caddesi'nin göbeğinde oturan çok sevdiğim ve değer verdiğim bir insandır.Staj günleri artık onlarda kalıyordum, oradan rahat bir şekilde staj okuluma gitmekteydim.Evin Çiftlik Caddesinden girişi vardı ve bütün caddeyi iki cepheden görmekteydi.Evin pencerelerinden özellikle sabahın erken ve akşamın hareketli saatlerinde bakmak benim için paha biçilmez anlardı.Özellikle de kış mevsiminde sıcak odadan akşam saatlerinde Çiftlik Caddesinin o ışıklı ve yorucu kalabalığını seyretmek gerçekten büyük zevk aldığım anlardı.
Yalnız kaldığım anlarda-en çokta kapalı, yağmurlu havalarda- salonda Teoman 'ın 'O' adlı albümünden Yağmur 'u dinlemek o evin,anın ruhumda bütünlenişi hala hatırladığımda bile o günkü tazeliğini korumakta.Orada olan bütünleşme bir şehir,yağmur,hayat ve ben arasında olan bir akımdı.Melankolik bir insan olarak o bütünleşmenin bendeki yansıması gerçekten tarifsiz.İtiraf etmem gereken şeyse son derece burjuva süreçti.Kabul , ışıldayan zamanlardı! yinede hatırlamak istediğimde hala o tatlı bütünleşmeyi duyumsar gibi oluyorum.
Şimdiki zamana gelince belli açıdan aynıyım.Şehirleri, yağmurlu kapalı havaları ve melankolizmi seviyorum.Şarkıda 'Bir şehri tam kalbinden beyninden vurup gitmek var' sözünü o zamanlar Samsun için düşünürdüm, şu an da beynine sıkmak istediğim şehirler var aklımda, bende gizli.Yinede eskimeyen haliyle Yağmur bendeki eşsiz yerini korumaya devam edecek.